Türkiye'nin Elektrikli Dönüşümü: Ulusal Hedefler ve Uygulama Zorlukları
Türkiye, 2035 yılına kadar 8-10 milyon elektrikli araca ulaşma hedeflerken, enerji dönüşümünü bir memleket meselesi olarak görüyor.
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2035 yılına kadar 8-10 milyon…
- Türkiye'de halihazırda 6 yerli firma elektrikli otobüs üretimi gerçekleştiriyor ve bu…
- Çin'de elektrikli kamyon satışları 2025 yılında üç kat artarak segmentin yaklaşık…
Türkiye, enerji bağımsızlığı ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda elektrikli dönüşümü ulusal bir mesele olarak ele alıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın 2035 yılına kadar Türkiye'de 8 ila 10 milyon elektrikli aracın yollarda olacağı yönündeki vizyonu, ülkenin bu alandaki iddialı hedeflerini ortaya koyuyor. Ancak bu hedeflere ulaşmada karşılaşılan bürokratik engeller, altyapı yetersizlikleri ve sektörel direnç gibi zorluklar dikkat çekiyor.
Solar Baba'nın kurucusu Ateş Uğurel, enerji dönüşümünü “mümkün olan her şeyin elektrikle çalışması” olarak tanımlıyor. Uğurel, bu dönüşümün sadece iklim kriziyle mücadele değil, aynı zamanda ekonomik kazanç sağlayan devasa bir sanayi haline geldiğini belirtiyor. Elektrikli araçların yanı sıra konutların ısıtılması ve sanayi gibi alanlarda da elektrifikasyonun yaygınlaşması, Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor.
2035 Hedefleri ve Mevcut Durum
Bakan Bayraktar'ın 2035 hedefi, önümüzdeki dokuz yılda neredeyse her yıl 1 milyon elektrikli aracın satılacağı anlamına geliyor. Bu hedefe otobüsler, ağır vasıtalar ve hafif ticari araçlar da dahildir. Mevcut durumda Türkiye'de trafikte 370-380 bin civarında elektrikli araç bulunuyor. Bu araçların 2035'te yıllık 25 teravatsaat (TW saat) düzeyinde ek elektrik tüketimi oluşturması bekleniyor.
Uğurel, elektrikli araç sayılarının değerlendirilmesinde sadece binek araçlara odaklanılmaması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de 1000 elektrikli otobüsün, 50.000 elektrikli otomobile eşdeğer bir etki yaratabileceğini kaydediyor. Ağır vasıtalar, iş makineleri ve toplu taşıma araçları gibi sürekli çalışan vasıtaların elektrifikasyonunun, emisyon ve dışa bağımlılık üzerindeki etkisinin çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Depolama ve Yerel Üretimin Önemi
Enerji dönüşümünün bir sonraki aşaması olarak depolama ihtiyacı öne çıkıyor. Güneş enerjisinin öğle saatlerinde en çok üretildiği, ancak tüketimin akşam saatlerinde arttığı göz önüne alındığında, üretilen elektriğin depolanması büyük önem taşıyor. Uğurel, dünya genelinde üretilen bataryaların %90'ının elektrikli ulaşımda kullanıldığını, %10'unun ise büyük santrallerde depolama amacıyla değerlendirildiğini belirtiyor.
Türkiye'nin mevcut %100 elektrikli araç parkının 30 GW saatlik bir depolama kapasitesine sahip olduğu belirtiliyor. Bu rakamın 2030 yılında 100 GW saate çıkması bekleniyor. Ülkemizde ön lisans ve lisans verilmiş depolama kapasitesi ise yaklaşık 35 GW saat seviyesinde bulunuyor.
Habaş, Otomotiv Sektörüne 1 Milyar Euro Yatırımla Giriyor: Hibrit ve Elektrikli Araç Üretimi YoldaUğurel, bireysel tüketicilerin kendi elektriklerini üretmesinin önemine de değiniyor. Çatısına veya otoparkına kuracağı mikro güneş enerjisi santraliyle kendi elektriğini üreten bir elektrikli araç sahibinin, aracının yakıtını kendi üretmesinin ulaşım tarihinde bir ilk olduğunu ifade ediyor.

Bürokratik Engeller ve Çözüm Önerileri
Elektrikli dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri bürokratik süreçler olarak gösteriliyor. Uğurel, 10 kW'lık bir mesken güneş enerjisi sisteminin montajının iyi bir ekiple 6 saatte tamamlanabildiğini, ancak bürokratik sürecin en az 6 ay sürdüğünü belirtiyor. Bu durumun, insanların sistem kurma isteğini azalttığını ifade ediyor. Özellikle elektrikli araç sahiplerinin, araçlarını evlerinde şarj etmek için uzun ve belirsiz süreçlerle karşılaşması, dönüşümü yavaşlatıyor.
Yunanistan'da balkonlara güneş paneli kurma mevzuatının resmiyet kazanmasına rağmen, Türkiye'de bu tür uygulamaların lisanssız elektrik üretimi yönetmeliği kapsamında yasak olduğu kaydediliyor. Uğurel, bu durumun Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hedefleriyle çeliştiğini ve insanların kendi elektriklerini üretmesinin önünün açılması gerektiğini savunuyor.
Elektrikli Araç Piyasasında Son Durum: Satışlar Düşerken TOGG ve Yeni Modeller Dikkat ÇekiyorUğurel, belediye otobüslerinin elektrifikasyonunun önemine de dikkat çekiyor. Güzergahları, durakları ve mola süreleri belli olan bu araçların elektrikli hale getirilmesinin, şarj altyapısı ve yenilenebilir enerji entegrasyonu açısından büyük avantajlar sunacağını belirtiyor. Türkiye'de Temsa, Bozankaya, Karsan, BMC, Anadolu Isuzu ve HABAŞ gibi 6 firmanın elektrikli otobüs ürettiği ve bu araçları birçok ülkeye ihraç ettiği biliniyor. Ancak yerel yönetimlerin dizel otobüs alımlarına devam etmesi, bu potansiyelin yeterince değerlendirilememesine yol açıyor.

Ekonomik Faydalar ve Gelecek Vizyonu
Elektrikli dönüşümün ekonomik faydaları da göz ardı edilemez. Çin'de elektrikli kamyon satışları 2025 yılında üç kat artarak segmentin yaklaşık %20'sine ulaştı. Bazı kullanım senaryolarında elektrikli bir kamyonun ek maliyetinin 1 yıl içinde amorti edilebildiği belirtiliyor. Uğurel, bir takipçisinden aldığı örneği paylaşarak, elektrikli iş makinesi alan bir inşaat firmasının yatırımını neredeyse bir yılda amorte ettiğini aktarıyor. Bakım, yakıt ve arıza masraflarındaki tasarrufun bu amortisman süresinde etkili olduğu ifade ediliyor.
Türkiye'nin enerji ithalatı kamburundan kurtulması için elektrifikasyonun büyük bir şans olduğunu vurgulayan Uğurel, COP31 öncesinde Türkiye'nin somut bir eylem planı açıklaması gerektiğini belirtiyor. Bu planın, merkezi yönetim tarafından koordine edilerek tüm belediyelerde elektrikli otobüs alımının zorunlu kılınması gibi adımları içermesi gerektiği ifade ediliyor. Özellikle vergi gelirlerinin kaybı endişesinin, dönüşümün önünde engel teşkil etmemesi gerektiği belirtiliyor. Uğurel, elektrikli araçlarda özel tüketim vergisinin olmaması gerektiğini savunuyor.
