2035'te Türkiye'de 7-10 Milyon Elektrikli Araç Hedefi: Engeller ve Fırsatlar
Enerji Bakanlığı'nın 2035 yılına kadar Türkiye yollarında 7 ila 10 milyon elektrikli araç görme hedefi, mevcut politikalar ve altyapı sorunları nedeniyle tartışmalara yol açıyor. Uzmanlar, hedefe ulaşmak için somut adımlar atılması gerektiğini belirtiyor.
- Enerji Bakanlığı, 2035'e kadar Türkiye'de 7 ila 10 milyon elektrikli araç hedefi açıkladı.
- Mevcut durumda 500.000 elektrikli araç bulunurken, bu hedefe ulaşmak için yıllık 600.000 yeni elektrikli araç satışı gerekiyor.
- Uzmanlar, ÖTV politikaları, evde şarj yasakları ve toplu taşıma dönüşümündeki eksikliklerin hedefe ulaşmayı zorlaştırdığını belirtiyor.
Türkiye Enerji Bakanlığı, 2035 yılına kadar ülke genelinde 7 ila 10 milyon elektrikli aracın kullanılacağı bir Türkiye hedeflediklerini duyurdu. Bu iddialı hedef, akaryakıt fiyatlarındaki artış ve küresel krizlerin fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma ihtiyacını ortaya koyduğu bir dönemde geldi. Ancak, otomotiv sektör uzmanları ve piyasa analistleri, mevcut politikaların ve altyapı eksikliklerinin bu hedefe ulaşmada önemli engeller teşkil ettiğini belirtiyor.
Hali hazırda Türkiye yollarında yaklaşık 500.000 elektrikli araç bulunuyor. En kötü senaryoda 7 milyon elektrikli araç hedefine ulaşmak için önümüzdeki dokuz yıl içinde 6,5 milyon ek elektrikli araca ihtiyaç duyuluyor. Bu da yıllık ortalama 600.000 elektrikli aracın satılması gerektiği anlamına geliyor. Uzmanlar, bu durumun 2030'lu yıllara gelindiğinde binek ve hafif ticari araç satışlarının neredeyse tamamının elektrikli araçlardan oluşması gerektiği bir tablo çizdiğini ifade ediyor.
Elektrifikasyon Hedefine Ulaşmada Engeller
Enerji Bakanlığı'nın bu vizyoner açıklamalarına rağmen, Türkiye'nin elektrifikasyon sürecinde somut adımların yetersiz kaldığı eleştirileri yükseliyor. Özellikle 2026 yılının elektrifikasyon için 'yüz karası' olarak nitelendirilmesi, dizel maliyetlerindeki hızlı yükseliş ve enflasyon gibi ekonomik sorunların ortasında bile elektrikli araç dönüşümüne yönelik somut bir çalışmanın görülmediğini ortaya koyuyor.
Sektör temsilcileri, elektrikli araçların yaygınlaşmasını sağlayacak doğal piyasa akışının dahi tersine çevrilmeye yönelik kararlar alındığını vurguluyor. Bu kararlar arasında evde şarj imkanlarına getirilen dolaylı yasaklar ve ÖTV oranlarındaki artışlar başı çekiyor. Ayrıca, toplu taşıma ve ticari araç segmentlerinde (taksi, tır vb.) elektrifikasyon konusunda kayda değer bir ilerleme kaydedilememesi, hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor.

Evde Şarj ve ÖTV Politikaları Tartışma Konusu
Evde şarj imkanlarına yönelik yasaklar, elektrikli araç sahipleri arasında büyük bir mağduriyet yaratıyor. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin 'kaçak elektrikle mücadele' gerekçesiyle cezaların kesildiğine dair açıklaması, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor. Uzmanlar, bu durumun bürokratik engeller ve yüksek maliyetler nedeniyle evde şarj kurulumunu fiilen imkansız hale getirdiğini, dolayısıyla araç sahiplerinin elektrikli araç kullanmaktan vazgeçmesine neden olduğunu belirtiyor.
ÖTV politikaları da elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Elektrikli araçlara uygulanan %25'lik hatta %55'e varan ÖTV oranları, bu araçların üretim maliyetindeki avantajı ortadan kaldırıyor ve benzinli/dizel muadilleriyle benzer vergilere tabi tutulmasına yol açıyor. Bu durum, tüketicilerin elektrikli araçlara yönelmesini engellerken, özellikle Avrupa'da elektrikli araçlara yönelen tüketicilerin tercih etmediği benzinli SUV modellerinin Türkiye pazarında yüksek satış rakamlarına ulaşmasına neden oluyor. Örneğin, bu yılın ilk sekiz ayında Volkswagen'in 43.000 benzinli SUV satışı gerçekleştirmesi, mevcut vergi politikalarının çarpıklığını gözler önüne seriyor.
Elektrikli Araç Piyasasında Son Durum: Akaryakıt Fiyatları ve ÖTV Düzenlemeleri Etkili Oluyor
Toplu Taşımada Elektrifikasyon ve Yerli Üretim Potansiyeli
Türkiye, elektrikli otobüs üretiminde BMC, Bozankaya, Karsan, Otokar, Anadolu Temsa, Habaş, MAN ve Mercedes gibi önemli markalara ev sahipliği yapıyor. Bu firmalar, Avrupa pazarına dahi elektrikli otobüs ihraç ediyor. Ancak, Türkiye iç pazarında belediyelerin elektrikli otobüslere geçişinde yavaşlama yaşanıyor. Uzmanlar, belediyelerin keyfi uygulamalarının önüne geçilmesi ve elektrikli otobüs alımının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. Atina'da önümüzdeki yıldan itibaren sadece elektrikli taksilere izin verilecek olması, Türkiye için de örnek teşkil ediyor.
Ağır vasıta tarafında ise umut verici gelişmeler yaşanıyor. Çinli SANI firması, Türkiye'de elektrikli tır üretimine başladı. Tokgöz Grup ile yapılan işbirliği sayesinde Ankara'da montaj hattı kurulan SANI, bir yıl içinde sekiz farklı kamyon modelini daha ürün gamına ekleyecek. Yıllık 2.000 ila 2.500 adet üretim kapasitesiyle başlayacak olan bu yatırımın, Avrupa ve Orta Asya'ya ihracat üssü olmayı hedeflediği belirtiliyor. Elektrikli tırların yüksek başlangıç maliyetlerine rağmen, yakıt ve bakım masraflarından sağladığı tasarruflarla kendini birkaç yılda amorte etmesi, bu alandaki dönüşümün ekonomik olarak kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Batarya Teknolojileri ve Çin'in Hakimiyeti
Elektrikli araç teknolojisinin kalbi olan bataryalar konusunda Çin'in hakimiyeti devam ediyor. Ancak, LG ve Amerikalı otomotiv devlerinin işbirliğiyle geliştirilen LMR (Lityum Manganez Zengin) bataryalar, Çin'in LFP (Lityum Demir Fosfat) bataryalarına alternatif oluşturmayı hedefliyor. LMR bataryalar, daha yüksek enerji yoğunluğu sunarken, mangan kullanımı sayesinde nikel ve kobalt gibi pahalı metallere olan bağımlılığı azaltarak maliyeti düşürüyor.
Elektrikli Araç Piyasasında Son Durum: Satışlar Düşerken TOGG ve Yeni Modeller Dikkat ÇekiyorLG'nin son çalışmaları, LMR bataryalardaki deşarj sırasında gaz oluşumu gibi önemli bir problemi çözdüğünü gösteriyor. Bu gelişmeler, 2028 yılı itibarıyla ilk LMR bataryalı araçların Amerika yollarında olacağının sinyalini veriyor. Uzmanlar, bir devletin sahip çıktığı teknolojilerin ticarileşebildiğini ve seri üretime geçebildiğini vurguluyor. Türkiye'nin de sodyum iyon veya LFP batarya gibi yerli batarya teknolojilerine yatırım yapması gerektiği dile getiriliyor.

Şarj Hızları ve Altyapı İhtiyacı
Elektrikli araçlarda şarj hızları inanılmaz seviyelere ulaşıyor. Çinli Geely'nin Galaxy E8 modeli, 19.000 dolarlık başlangıç fiyatıyla dikkat çekerken, %10'dan %80'e 11-12 dakikada şarj olabiliyor. Bu hızlar, CATL'in ikinci nesil Qilin bataryaları sayesinde mümkün oluyor. Çin'de birçok firma, ultra hızlı şarj istasyon ağlarını genişleterek bu araçların şarj altyapısı sorununu ortadan kaldırıyor.
Türkiye'nin de bu hızlı şarj teknolojilerine ayak uydurması ve gerekli altyapıyı kurması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, TOGG'un CATL ile yaptığı anlaşmanın Türkiye için önemli bir fırsat olduğunu, bu sayede Çin'deki batarya ve şarj teknolojilerine erişim sağlanabileceğini ifade ediyor. Ayrıca, batarya değişim istasyonlarının, özellikle büyük şehirlerde ve ticari araçlar için önemli bir çözüm olabileceği, TOGG'un bu alanda da CATL ile işbirliği yapmasının elektrifikasyon hedeflerine ulaşmada büyük bir ivme kazandırabileceği vurgulanıyor.
