Ana içeriğe geç

Bir Flathead, Bir Blown Olds: İki Geleneksel Hot Rod, Aynı Ruhla Yollarda

Giriş Tarihi:

1934 Ford ve 1927 T roadster'dan dönüştürülen iki geleneksel hot rod, Oldsmobile ve flathead motorlarıyla Amerikan hot rod kültürünü yaşatıyor.

İngiltere'de büyümek, hot rod tutkusunu yaşatmayı neredeyse imkânsız kılar; Avrupa'nın çoğu ülkesinde bu tür araçlarla yollara çıkmak ciddi kısıtlamalar içerir.

İşte bu yüzden, iki İngilizli hot rod ustasının California'da inşa ettiği geleneksel dragster'lar, yalnızca birer araç olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor.

Biri flathead motordan Oldsmobile'e evrilmiş 1934 Ford, diğeri onlarca yıl hareketsiz kaldıktan sonra yeniden canlandırılmış bir 1927 T roadster.

Her iki araç da aynı sorudan besleniyor: Geleneksel hot rod ruhu, günümüzde nasıl yaşatılır?

1934 Ford: Flathead'den 394 Oldsmobile'e Uzun Bir Yolculuk

İlk araç, gövdesi Mark Cod tarafından "kıyılmış" (chopped) bir 1934 Ford.

Sahibi gövdeyi tek başına satın aldı; ardından çerçevesi, direksiyonu ve frenleriyle eksiksiz bir yuvarlanır şasi de elinin altına geçince proje hız kazandı.

Araç başlangıçta bir flathead motorla donatıldı ve bu haliyle yaklaşık dört ile beş yıl boyunca hem yollarda hem de pistte kullanıldı.

Ancak bir noktada flathead artık yetmez oldu.

Sahibi, daha fazla güce olan ihtiyacını şöyle dile getirdi: "Artık yeterince hızlı değildi."

Bu kararın ardından araç köklü bir dönüşüme girdi; flathead motoru söküldü, çerçeve yenilendi ve proje tam anlamıyla bir drag yarış makinesine evrildi.

Tercih edilen motor ise herkesin koştuğu Hemi değil, 394 metreküplük bir Oldsmobile bloğuydu.

Sahibi, "Herkes Hemi kullanıyor, bunu anlıyorum; ama ben Olds'u seviyorum, o geleneksel şeyi seviyorum" diye vurguladı.

Motor seçimi masum bir iş gibi görünse de süreç hiç öyle gitmedi.

394 beygirlik bu güç paketi, yalnızca motor değişimini değil, tamamen yeni bir şasi ve ona bağlı neredeyse her şeyin yenilenmesini zorunlu kıldı.

Proje yıllar aldı ve sahibine göre hâlâ devam ediyor: "Her tamamlandığını düşündüğümde daha fazlasını yapmak istiyorum."

Proje yıllar aldı ve sahibine göre hâlâ devam ediyor: "Her tamamlandığını düşündüğümde daha fazlasını yapmak istiyorum."

Motor, Hollywood Hot Rods İş Birliğiyle Hayat Buldu

394 Oldsmobile bloğunun hazırlanması sürecinde Hollywood Hot Rods'tan Troy Ladd devreye girdi.

Motorda Isky kam, Ross pistonlar ve Navarro kafaları kullanıldı; üzerine bir Navarro emme manifoldu ile çift Stromberg karbüratör eklendi.

Stromberg karbüratörleri için ise şirketin sahibi Clive devreye girdi ve ayarlamada bizzat yardımcı oldu.

Blok ise H&H'den Mike Herman tarafından işlendi; serinin güvenilirliği, sahibinin Mike'a duyduğu minnetle doğrudan örtüşüyor.

Aslında sahibi motoru kendisi yapmak istemişti; Herman'ın atölyesine gündüzleri gidip "biraz uğraşıyor", gece çıktıktan sonra Herman ekibi yapılan hataları düzeltiyor, sabah yeniden başlanıyordu.

Bloğa kaç adet gömleklenmiş kol girdiğini soran sahibine Herman'ın yanıtı çarpıcıydı: "Şimdi beş.

Ama sen uğraşmasaydın üçte kalırdı."

Ama sen uğraşmasaydın üçte kalırdı."

Şanzıman Tartışması: T-56 ve Oldsmobile'in Nadir Birlikteliği

Araçtaki en alışılmadık teknik karar şanzıman seçiminde saklı.

Troy Ladd'ın öncülüğüyle, 394 Oldsmobile motoru bir T-56 altı vitesli şanzımanla eşleştirildi.

Sahibi, bu kombinasyonun muhtemelen dünyadaki tek örnek olduğunu söylüyor.

Saf drag yarışı açısından bakıldığında, T-56 yerine bir powerglide otomatik şanzıman daha avantajlı olurdu; bu konu bazı çevrelerde tartışmalı.

Bununla birlikte, uzun otoyol sürüşlerinde altı vitesli yapı aracı son derece konforlu kılıyor.

"Otoyolda bu araç bir rüya," diyen sahibi, yarışlarda da ilk üç vitesin fazlasıyla yeterli olduğunu ekliyor.

"Otoyolda bu araç bir rüya," diyen sahibi, yarışlarda da ilk üç vitesin fazlasıyla yeterli olduğunu ekliyor.

1927 T Roadster: 63 Yıl Parkta Bekleyen Araç

İkinci araç ise bambaşka bir hikâye; kökeni hem gizemli hem de son derece katmanlı.

Şasisi 1932 Ford'a, gövdesi 1927 T roadster'a, motoru 1940 modeline ait olan bu araç, büyük ihtimalle 1940'larda inşa edildi.

Ancak bu tarihten öncesine ait tek bir fotoğraf bile bulunamadı.

Bilinen şu: araç 1958'de Pasadena, Michigan Avenue'da bir garaja çekildi ve 2021'e kadar orada hareketsiz kaldı.

Sahibinin bir arkadaşı olan Richard Lowe, 1958'de ailesiyle birlikte bu araçla Colorado Bulvarı'nı geçtiğini hatırlıyor; sonra araç gözden kayboldu ve bir daha görmedi.

63 yıllık bu uyku, Alman otomobil satıcısı Willy Billeky'nin aracı fark edip sahip göndermesiyle son buldu.

Sahibi şasiyi görür görmez karakteristik alt dudağıyla T-32 karışımını tanıdı: "Hem 32'leri hem 27'leri severim; ikisini bir araya getirmek mükemmel."

Pomona'da Başlayan Restorasyon

Araç Pomona'daki Mick's Paint'e götürüldü ve yaklaşık bir yıl boyunca mekanik olarak baştan aşağı gözden geçirildi.

Motor tamamen kilitlenmişti; serbest bırakma denemeleri sonuç vermeyince H&H'den Mike Herman yine devreye girdi ve bloğu sıfırdan yeniden kurdu.

Araçta ilginç bir sürprizle de karşılaşıldı: bagajda tek bir Navarro kafası bulunuyordu.

"Neden yalnızca bir tane?" sorusu yanıtsız kaldı; belki önceki sahibi ikincisini biriktirmeyi planlıyordu, belki de başka bir nedeni vardı.

Eksik kafa, Herman aracılığıyla tamamlandı ve araç iki Stromberg karbüratörlü Navarro emme manifolduyla yola çıktı.

Sahibi bu aracın yavaş olduğunu kabul ediyor, ancak bunu bir kusur olarak görmüyor: "Eski bir hot rod; hızlı değil ama harika."

Sürüş Tutkusu: Park Edilen Araba Bir Suçtur

Her iki araç da her hafta ve uzun mesafelerde yola çıkıyor.

Sahibine göre bir hot rod'u garajda tutmak, sadece israftır; dahası, bir tür ihanettir.

"Sürülmeyen araba benim için bir suçtur" ifadesi, iki aracın da temel felsefesini özetliyor.

İngiltere'de neredeyse imkânsız olan bu yaşam biçimi, California'da gerçeğe dönüşüyor; Avrupa'nın kısıtlı hot rod kültüründen kaçan bir tutkuyu, Pasifik kıyısının geniş yollarında özgürce yaşatıyor.

Bu haberi paylaş: