Sel Hasarlı Araç Alınır mı? Uzmanlar Uyarıyor: Gizli Tehlikelere Dikkat!

Otomotiv uzmanı Mesut Bıyık, sel felaketleri sonrası ikinci el araç pazarında ortaya çıkabilecek risklere karşı sürücüleri uyarıyor.
- Sel hasarlı araçların kaporta ve dış görünüşü onarılsa dahi elektronik aksamda gizli hasarlar oluşabiliyor.
- Yeni nesil otomobillerde 30'dan fazla elektronik kontrol ünitesi (ECU) bulunuyor ve suya maruz kalmaları ciddi sorunlara yol açabiliyor.
- Uzmanlar, sel felaketlerinin ardından ikinci el araç almayı birkaç ay ertelemeyi ve araçların hasar geçmişini detaylı araştırmayı öneriyor.
İstanbul, Kocaeli ve Sakarya başta olmak üzere birçok bölgede yaşanan sel felaketlerinin ardından, ikinci el araç pazarında sel hasarlı otomobillerin ortaya çıkma riski artıyor. Otomotiv uzmanı Mesut Bıyık, bu tür araçları satın almayı düşünenleri, görünürdeki ucuz fiyatların arkasındaki gizli tehlikelere karşı uyarıyor. Bıyık, selde hasar gören bir aracın sadece kaporta ve dış görünüşünün onarılmasının yeterli olmadığını, özellikle elektronik ve mekanik sistemlerde uzun vadede ortaya çıkabilecek ciddi sorunlara dikkat çekiyor.
Mesut Bıyık, sel felaketi mağduru vatandaşlara araçlarının zarar görmesi durumunda izlemeleri gereken yollar hakkında daha önce bilgilendirme yaptığını hatırlatıyor. Kaskosu olan araç sahiplerinin sigorta şirketleri aracılığıyla zararlarını karşılayabileceğini, ancak sel teminatı olmayan kaskoların veya hiç kaskosu olmayanların zararı kendi ceplerinden karşılamak zorunda kalacağını belirtiyor. Bu durum, onarılan sel hasarlı araçların hızla ikinci el piyasasına sürülmesine yol açıyor.
Elektronik Aksamdaki Gizli Tehlike: 30'dan Fazla Beyin
Sel sularına maruz kalmış bir otomobilin piyasa fiyatının çok altında satılması cazip görünse de, Bıyık bu durumun çok daha pahalıya mal olabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle modern otomobillerdeki karmaşık elektronik sistemlerin suya karşı oldukça hassas olduğunu vurguluyor. Bıyık, standart yeni nesil bir otomobilde motor, şanzıman, ABS, ESP, gövde kontrol, hava yastığı ve ADAS gibi sistemleri yöneten 30'dan fazla elektronik kontrol ünitesi (ECU) yani beyin bulunduğunu açıklıyor. Premium otomobillerde bu sayının çok daha fazla olduğunu dile getiriyor.
Elektronik aksamın dakikalarca suya maruz kalmasının sonuçlarının hemen anlaşılamayacağını belirten Bıyık, tıpkı suya düşen bir telefon örneğinde olduğu gibi, arızaların günler hatta aylar sonra ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. Su nedeniyle oluşabilecek kısa devreler ve anakart hasarları, başlangıçta fark edilmeyen ancak ilerleyen zamanlarda büyük masraflara yol açabilen sorunlar arasında yer alıyor.

Motor ve Şanzıman Riskleri: Paslanma ve Gizli Hasarlar
Otomotiv uzmanı Mesut Bıyık, suyun sadece elektronik sistemlere değil, metal parçalara da zarar verebileceğini söylüyor. Uzun süre suda kalan metal parçaların ilk başta temiz görünse de zamanla paslanmaya başlayacağını belirtiyor. Motor ve şanzıman gibi kritik mekanik parçaların da büyük risk taşıdığını vurguluyor. Eğer su motorun hava emiş sisteminden içeri girdiyse ve onarım yapılmadan motor çalıştırıldıysa, ilk aşamada fark edilmeyen ciddi hasarlar oluşmuş olabileceğine dikkat çekiyor. Şanzıman ve diğer mekanik parçaların da su seviyesi ve maruz kalma süresine bağlı olarak zarar görmüş ancak başlangıçta anlaşılamamış olabileceğini ekliyor.
Araç iç temizliğinin de yanıltıcı olabileceğini dile getiren Bıyık, koltuklar ve döşemeler temizlenmiş olsa bile, döşemelerin altında, koltuk iskeletinde ve kablo bağlantılarında kalan nem ve çamurun zamanla korozyona neden olabileceğini belirtiyor.

Sel Hasarlı Araç Alımında Uzman Tavsiyeleri
Mesut Bıyık, sel felaketlerinin ardından ikinci el araç almayı planlayanlara önemli tavsiyelerde bulunuyor. Özellikle bu dönemde araç alım planlarını birkaç aylığına ertelemenin en mantıklı seçenek olduğunu dile getiriyor. Plan yeniden gündeme geldiğinde ise ilgilenilen aracın hasar geçmişinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguluyor. Aracın sele maruz kalıp kalmadığı, su altında ne kadar kaldığı, elektronik sistemleri, motoru, şanzımanı ve kablo tesisatının bir onarımdan geçip geçmediği gibi detayların sorgulanması gerektiğini belirtiyor.
Fiziki kontrolün de önemine değinen Bıyık, döşemelerin kaldırılarak bagaj zeminine, kapı eşiklerine ve kablo bağlantı noktalarına bakılmasını öneriyor. Metal parçalarda pas belirtisi veya kablo bağlantılarında oksitlenme olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini söylüyor. Sadece aracın o an çalışıyor olmasına veya dışarıdan temiz görünmesine güvenilmemesi gerektiğini, zira ucuz diye alınan bir otomobilin ilerleyen aylarda çok daha pahalıya mal olabileceğini ifade ediyor.



